Nutuk Çekmek Ne Demek? Hepimizin İçindeki Lideri Keşfettiği An
“Nutuk çekmek” deyimi, günümüzde sıkça kullanılan, ama bazen ne anlama geldiği konusunda tam bir fikir sahibi olamadığımız bir ifadeye dönüşmüş durumda. Hani şu, bir arkadaşınıza “Ya bir Nutuk çekme! Ne anlatıyorsun?” dediğinizde, aslında derdinizin ne olduğunu tam anlamayabilirsiniz. İsterse o kişi hiç politik bir lider olmasın, önemli olan nokta; bir insanın bir konu hakkında gereğinden fazla, abartılı şekilde uzun uzun konuşmaya başlamasıdır. Şimdi biraz daha derinlemesine bakalım, belki de kendi hayatımızdan örnekler vererek bu deyimi daha net bir şekilde anlayabiliriz.
Nutuk Çekmek: Sadece Sözle Değil, İçsel Bir Güçle De Yapılır
Öncelikle, Nutuk çekmek ne demek sorusunun cevabını, bir tür kendini ifade etme biçimi olarak alabiliriz. Bir nevi, bir insanın içindeki liderlik ruhunu dışa vurması! Tabii ki bu liderlik, kimseyi yönlendirme çabasıyla değil, tamamen kendi fikirlerini abartarak, bazen de biraz çalıp çırpıp anlatmakla yapılır. Hadi, düşünün: arkadaş ortamınızda ya da ailenizle bir akşam yemeği sırasında, hiç bir konuda bilgi sahibi olmayan biri ortaya çıkar ve size uzun uzun “çözüm önerileri” sunmaya başlar. O anda ona bakarken aklınızda ne geçer? “Vay be, gerçekten bir Nutuk çekiyor” dediğiniz anı, ben de sıkça yaşadım.
İzmir’de yaşıyorum, bildiğiniz gibi burası hem eğlenceli hem de biraz laubali bir şehir. Geçen akşam arkadaşlarla bir kafede buluştuk, her zamanki gibi gırgır şamata yapıyoruz. O an, dostlardan biri, konunun gereksiz yere uzamasına neden olan ve kendine aşırı güvenerek her konuya daldıran tiplerden biri, nutuk çekmeye başlamıştı. Hani, sağa sola esprili, biraz da derinlikli bakış açıları sunuyormuş gibi yaparken, yavaş yavaş susmamaya karar verdi. Gözlerimle ‘ya yeter artık!’ dedim ama şaka yaparak destek oldum: “Bravo ya, bu kadar konuşacaksa burada ‘tarihi anı’ yaşadık gibi hissediyorum!”
Bir Nutuk Çekme Macerası: Hızla Kayıp Giden Bir Konu
Nutuk çekmenin, bazen kişilerin kendilerini “halklarına” anlatma arzusundan kaynaklandığını düşünüyorum. Ama her şey çok ileri gittiğinde, bu durum normalde gayet basit olan bir konuyu uçuruma doğru sürüklüyor. Neyse, geçen hafta bir arkadaşım işyerindeki sıkıcı toplantılardan bunaldığını söyledi. Durumu anlatırken şöyle bir cümle kurdu: “Ya bir şey söyleyeceğim, patron bayağı bana Nutuk çekti ya! Hiç öyle eski siyasetçiler gibi, üstelik konu bile yoktu!”
Evet, arkadaşım haklı. Gerçekten de günümüz toplantılarında zaman zaman bir kişi, diğerlerinin gözünü korkutacak kadar fazla konuşuyor. Kendi fikrini herkesin düşüncesi olarak dayatmaya çalışıyor. “Evet, arkadaşlar, biz artık bu projeyi şu şekilde yapalım. Bakın, tüm süreçleri şu şekilde ele alacağız…” Dediğinizde, gözlerinizin birer “hayatımda daha fazlasını istemiyorum” pencereleri gibi açıldığını görüyorsunuz. Ama şunu kabul edelim, bu insanlar bir noktada kendilerini önemli hissediyorlar. Çünkü Nutuk çekerken, bir anlamda orada bir lider olduklarını düşünüyorlar. Ya da belki de sadece bir konuyu 20 dakika boyunca anlatacak kadar özgüvenli oldukları için bu şekilde davranıyorlar, kim bilir?
Nutuk Çekerken Dikkat Edilmesi Gereken 3 Altın Kural
Şimdi ben de bir Nutuk çekiyorum gibi hissetmeye başladım ama merak etmeyin, çok fazla uzatmayacağım. Nutuk çekmek işinize yaramazsa, bazen gerçekten de bir noktada gereksiz hale gelebilir. Ama, eğer Nutuk çekmek zorunda kalırsanız, işte üç altın kural:
- 1. Konuya Bağlı Kalmayı Unutmayın: Nutuk çekerken, başka bir konuda derinlemesine gidip konuyu unutmayın. Tıpkı biri size “Şirketimizin stratejileri” diye konuşmaya başladığında, bir anda o kişinin “özgürlük” hakkında birkaç alakasız şey söylemeye başlaması gibi. Konuyu saptırmayın, yoksa kaybolur gider!
- 2. Kısa ve Öz Olun: Yani, kimse bir mesele hakkında 45 dakikalık bir “uzmanlık” duymak istemez. Ne kadar az konuşur, o kadar etkili olursunuz. Eğer bu kuralı benim gibi göz ardı ediyorsanız, işte o zaman Nutuk çeken kişilere dönüşüyorsunuz.
- 3. Mizah Katın: Konuyu anlatırken bir parça espri yapın. Mesela, bir “toplantı Nutukçusu” sahnesi oluşturup, “Vallahi ben bir gün de kendi Nutukumu yapacağım ama o zaman halkla yapacağım!” şeklinde bir espriyle ortamı yumuşatabilirsiniz. Kimse gerçek bir lider gibi “takılmadan” ciddi bir konuşma yapmayı sevmez!
İç Sesle Bir İtiraf: Ne Zaman Nutuk Çekiyorum?
Şimdi biraz da itiraf edeyim. Hadi, dürüst olalım. Ben de zaman zaman arkadaşlarım arasında bu tuzağa düşüyorum. Mesela bir arkadaşımın konuyu gereksiz yere uzatmasına dayanamayıp, ben de kendi görüşlerimi ekleyeyim derken, birkaç dakika içinde kendimi hararetli bir şekilde konuşurken buluyorum. Bir noktada içimden şöyle bir şey söylüyorum: “Yine mi ben?” Ama tabii ki kibarca gülümsüyorum, “Hadi ya, bana mı kaldı bu anlatmak? Ne kadar da derin bir insan oldum!” diye içten içe eğleniyorum.
Sonra bir bakıyorum ki, artık Nutuk çekmişim. Yani, ben de zaman zaman ‘bize de laf düşer’ diyenlerdenim. Ve bu durumda, başkalarını zaman zaman küçümsemek yerine, aslında şunu anlamak gerekiyor: Nutuk çekmek, bazen gerçekten de içten gelen bir “kendini ifade etme” arzusu. Bunu samimi bir şekilde yapmak gerek. Tabii bir yere kadar… Eğer ciddiyetle Nutuk çekerken, karşı taraf gözlerini devirip masada uyumaya başlarsa, o zaman iş değişir.
Sonuç Olarak: Nutuk Çekmek, Ama Dengeyi Bozmadan
Neyse ki, hayatımızda her zaman Nutuk çeken insanlar olmaz. Ama bizler, bazen bu role kendimiz de bürünebiliriz. Her zaman dengede kalmak, fazlasını yapmamaya dikkat etmek gerek. Nutuk çekmek demek, aslında kendini ifade etmek, ama abartıya kaçmamak demek. Eğer biraz eğlence, biraz samimiyet ve azıcık mizah katarsak, “Nutuk çeken” kişi olmak, pek de kötü bir şey olamayabilir.