İçeriğe geç

Osmanlıda hemşireye ne denirdi ?

Osmanlı’da Hemşireye Ne Denirdi? Bir Hatıra, Bir Soru

Bugün, hemşirelerin sağlık sistemindeki yerini düşündüğümde, aklıma bir an geliyor. Kayseri’nin arka sokaklarında, bir çay ocağında oturup, sıcak bir bardak çay içiyorum. Dışarıda hafif bir kar yağışı var ve ben hiç olmadığım kadar huzursuz hissediyorum. Neden mi? Çünkü zihnimde bir soru dönüp duruyor: “Osmanlı’da hemşireye ne denirdi?” Hepimiz bildiğimiz şeyler vardır, ama bazen eski bir kelimenin peşinden gitmek insana bambaşka bir yol açabiliyor. Öyle bir yol ki, hem geçmişin topraklarında kayboluyor, hem de gelecek hakkında hayal kırıklığına uğrayabiliyorsunuz.

Bir Anı: Çalışan Kadınlar

Bir gün, annemle birlikte tarihi bir mekânda gezinirken, kendimi farklı bir dünyada buldum. Osmanlı’dan kalma eski bir hastane binasına adım atmamızla birlikte, birden tüm duygularım karıştı. O kadar derin bir sessizlik vardı ki, sanki bir yerlerde huzurla bekleyen ruhlar var gibiydi. Annem biraz araştırırken, ben yalnız başıma koridorda yürüdüm. O an gözümün önünde bir sahne canlandı: Osmanlı’da bir kadın, beyaz örtüsüyle hastaların başucunda. Onun görevi, hastaya sadece fiziksel bakım sağlamak değil, aynı zamanda ona moral vermekti. Öyle ya, “hemşire” diye adlandırılmasalar da, bu kadınlar hastalarına şefkatle yaklaşır, onları rahatlatırlardı. Ama peki, ne denirdi bu kadınlara?

Hemşire mi, yoksa…?

Osmanlı’daki hastanelere baktığımda, kadınların genellikle “darüşşifa”larda çalıştığını öğreniyorum. Yani, aslında sağlık hizmetinin en temel taşları kadınlar tarafından yapılandırılmıştı. Ama bu kadınlar, “hemşire” değil, “şifacı kadın” ya da “darüşşifa hizmetlisi” olarak anılıyordu. Yani onların görevi sadece bakım değil, aynı zamanda bir nevi şifa dağıtmak, moral ve motivasyon sağlamak gibi çok yönlüydü. Bu kadınlar genellikle eğitimli, bilgili ve toplumda saygı gören kişilerdi. Bir anlamda, Osmanlı’da hemşire demek yeterli olmayabilirdi. Onların yaptığı şey çok daha geniş bir alanı kapsıyordu.

O gün, o darüşşifa binasında geçirdiğim anlarda bu kadınların varlığını ve onlara verilen ismi bir türlü içselleştiremedim. “Hemşire” kelimesi bana sadece bir meslek adı gibi geliyordu, ama geçmişte, onlar aslında birer kahramandılar. “Şifacı kadın” gibi bir tanım, bana çok daha samimi, çok daha anlamlı geldi. O kadınların hastaların yalnız hissetmemesi için gösterdiği özveriyi düşündüm. Ya da belki de onların en büyük başarısı, bir hasta için sadece tıbbi değil, duygusal bir destek sunmalarıydı.

Bir Kadın, Bir Soru

Bir de, Osmanlı’da şifacı kadınların, hastalara sadece fiziksel iyileşme sağlamadıklarını düşündükçe, hayal kırıklığım biraz daha büyüdü. Hani bazı mesleklerde, işin teknik kısmı bazen duygusal kısımdan daha ön planda olabiliyor ya, Osmanlı’da o zamanlarda hemşirelik diye bir meslek yoktu. Kadınlar, hastalarına şefkatle yaklaşırken, toplumda ne kadar değer görüp görülmedikleri sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Kadın olmak, hatta “hemşire” olmak, bir anlamda toplumun gözünde sadece bir “yardımcı” olma statüsüne mi indirgeniyordu?

İçsel Bir Hesaplaşma

Bugün düşündüğümde, bir anlamda sadece Osmanlı’da değil, çok uzun yıllar boyunca kadınların sağlık alanındaki rollerinin hep bir şekilde görmezden gelindiğini düşünüyorum. Çünkü onlar sadece bakım vermekle kalmazlar, hastalarına moral verir, onlara güven aşılarlardı. Ama hiçbir zaman tam anlamıyla “sağlık profesyoneli” olarak kabul edilmezlerdi. Hemşirelik, bu anlamda bir tür göz ardı edilmiş bir meslek gibi görünüyordu. Osmanlı’daki şifacı kadınlar, tıpkı bugünkü hemşireler gibi, elleriyle iyileştirir, gönülleriyle şifa dağıtırlardı. Ama adları hep başka şeylerle anılırdı.

Geçmişin ve Bugünün Parçaları

Şimdi düşünüyorum da, belki de bugünkü hemşirelerin bu kadar güçlü, şefkatli ve özverili olmalarının kökleri, tam da Osmanlı’daki şifacı kadınlara dayanıyordur. Belki de onların yaşadıkları, bugüne kadar uzanan bir miras bırakmış, bize kadar gelmiştir. O zaman, bizler bugün hemşirelere sadece bir meslek değil, birer kahraman gibi bakmalıyız. Ne de olsa, onlar sadece fiziksel iyileşme sağlamıyorlar; aynı zamanda hastalarına güven ve moral veriyorlar. “Hemşire” denilince sadece bir sağlık çalışanı değil, birer yaşam kahramanı da aklımıza gelmeli.

Bu hikaye, belki de geçmişin gölgelerinde kaybolmuş ama bugün hala yaşıyor olan bir sorudur. Osmanlı’da “hemşireye ne denirdi?” sorusunu sormak, aslında sağlık sektöründeki kadınların emeğini, şefkatini ve en önemlisi değerini tekrar hatırlamamız için bir fırsattır. Bir yanda tarihi bir kayıp, diğer yanda ise toplumun değer verme biçimi. Ama sonunda, ne olursa olsun, şifacı kadınlar her zaman yaşatacakları bir miras bırakıyorlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasinogir.net