Intibak Ne Zaman Yapılır? Tarihsel Bir Bakış Bir tarihçi olarak, geçmişe bakmak, sadece eski olayları öğrenmek değil, aynı zamanda bugüne dair önemli dersler çıkarabilmektir. Geçmişin izlerini takip ederken, her dönemin kendine özgü kırılma noktaları, toplumsal dönüşümleri ve bu dönüşümlerin ardından gelen yeni düzenlemelerle şekillenen sistemler hakkında düşünmek, günümüzü daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Peki, intibak ne zaman yapılır? Bu soruyu sorarken, geçmişin topraklarında gezindiğimizde, toplumların zaman içinde ne kadar değiştiğini, farklı ekonomik, toplumsal ve kültürel yapılarla nasıl uyum sağladıklarını görmek zor olmayacaktır. Geçmişin İzinde: İlk Intibak Uygulamaları Intibak, kelime anlamı itibarıyla “uyum sağlama” ya da “yeni bir duruma adapte olma”…
Yorum BırakYakın Hikaye Durağı Yazılar
Insignia Çok Yakar Mı? Eğitimci Perspektifinden Öğrenmenin Gücü ve Bireysel Seçimlerin Toplumsal Yansıması Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Eğitimcinin Samimi Girişi Bir eğitimci olarak, öğrenmenin dönüştürücü gücüne her zaman derinden inanmışımdır. Öğrenme, yalnızca bilgi edinme değil, aynı zamanda bireylerin dünyayı nasıl algıladıklarını ve içinde nasıl var olduklarını şekillendiren bir süreçtir. İnsanlar, karşılaştıkları her yeni bilgiyle bir anlam inşa ederler. Bu yazıda, “Insignia çok yakar mı?” sorusunu sadece bir araç tasarrufu problemi olarak ele almayacağız. Aksine, bu soruyu, bireysel kararlarımızın öğrenme süreçlerimizle nasıl ilişkili olduğunu keşfedeceğimiz bir fırsat olarak değerlendireceğiz. Insignia’nın yakıt tüketimi, sadece teknik bir konu olmanın ötesinde, bireysel ve toplumsal seviyede…
Yorum BırakHiç İşim Olmaz Ne Demek? Bir Antropolojik Perspektiften Kültürel İfadeler ve Sosyal Anlamlar Giriş: Kültürler Arası İfadelerin Anlam Derinliği Dil, toplumların kendilerini ifade etme biçimidir ve her kelime, bir kültürün değerleri, inançları ve sosyal yapıları hakkında derin ipuçları sunar. Bir antropolog olarak, dilin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal yapıların, kimliklerin ve ritüellerin de bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Bugün, çok basit gibi görünen bir ifadeyi inceleyeceğiz: “Hiç işim olmaz.” Bu deyim, sadece günlük bir cevap ya da bir durumu tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda toplumsal rollerin, kültürel pratiklerin ve bireysel kimliklerin nasıl şekillendiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Peki, “hiç işim…
Yorum BırakCinsel İsteksizlik Olduğu Nasıl Anlaşılır? Bir araştırmacı olarak gözlemlerime ve literatüre bakarak şunu söyleyebilirim: bir bireyin cinsel isteksizlik yaşayıp yaşamadığını anlamak, hem biyolojik hem psikososyal hem de tarihsel açıdan ele alınması gereken bir süreçtir. Bu yazıda, geçmişten günümüze uzanan tarihsel arka planı ve günümüzdeki akademik tartışmaları dikkate alarak, cinsel isteksizlik konusu üzerinde duracağız. Tarihsel Arka Plan Cinsellik ve arzu üzerine yapılan çalışmalar, 20. yüzyılın ortalarına kadar sınırlıydı. Örneğin, Helen Singer Kaplan gibi öncüler, “istemeksizlik” ya da “arzu eksikliği”ni psikoseksüel süreçlerin bir parçası olarak tanımlamaya çalıştı. [1] Ayrıca, William H. Masters ve Virginia E. Johnson tarafından geliştirilen seks araştırmaları, insan cinsellik…
Yorum BırakBıçak Parası: Edebiyatın Işığında Suç ve Toplumsal Çöküş Kelimenin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Bir kelime, bir anı, bir cümle bazen bir hayatı değiştirebilir. Anlatılar, duyguların yoğunlaşmasını sağlar; insanın içindeki en karanlık köşelere ışık tutar, bazen de bütün bir toplumun ruhunu açığa çıkarır. Edebiyat, kelimelerle şekillenen bir dünyadır ve bu dünyada suç, adalet, yoksulluk gibi kavramlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insanlık durumunun birer izdüşümü olarak karşımıza çıkar. İşte bıçak parası da, tam bu noktada, edebiyatın derinliklerinde yankılanan bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bıçak parası, toplumun alt sınıflarının, yaşam mücadelesinin ne kadar sert ve zor olduğunu, bazen hayatta kalmanın bedelinin…
Yorum BırakBu İş Bende Nasıl Yazılır? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, her zaman bir dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir. Bir cümle, bir parça, bir kelime bile insanın düşünce yapısını, ruh halini ve bakış açısını değiştirebilir. Edebiyat, sadece bir dil oyunundan ibaret değildir. Bir anlamın, bir düşüncenin, bir duygunun vücut bulduğu bir alandır. Her metin, yazarın içsel dünyasından izler taşır ve her okuma, bir keşif yolculuğuna çıkar. Edebiyatçı için en büyük soru, bu işin nasıl yazılacağıdır. Peki, bir edebiyatçı bir metni nasıl yazar? “Bu iş bende nasıl yazılır?” sorusu, her yazarın karşılaştığı en temel sorulardan birisidir ve aslında bu soru, yazma eyleminin…
Yorum BırakBir Sana Bir de Bana Kim Söylüyor? Ekonomik Bir Perspektiften İnceleme Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları: Ekonominin Temel Prensipleri Kaynakların sınırlılığı ve bu sınırlı kaynaklarla yapılacak seçimlerin sonuçları… Bu, ekonominin temel taşlarını oluşturan iki ana unsurdur. İnsanlar, toplumlar ve ülkeler her gün sınırlı kaynakları en verimli şekilde kullanmak için kararlar alırlar. Her seçim, bir fırsat maliyetini beraberinde getirir; yani bir tercihte bulunurken, diğer alternatifler kaybedilir. Bu temel kavram, yalnızca bireylerin değil, toplumsal ve ekonomik düzeydeki karar alıcıların da sürekli olarak karşılaştığı bir sorun olmuştur. Bir sanatçı ya da bir müzik grubu, şarkılarını yaratırken sınırlı kaynaklarla (zaman, yetenek, sermaye vb.) seçimler…
Yorum Bırak1 m2 İstinat Duvarına Ne Kadar Demir Gider? Psikolojik Bir Perspektiften Yaklaşım Giriş: Yapılar, İnsanlar ve İçsel Dönüşüm Bir psikolog olarak, her zaman insanların kararlarını, davranışlarını ve düşünce süreçlerini anlamaya çalışırım. Bazen sıradan bir inşaat meselesi, derin psikolojik süreçlerin bir yansıması olabilir. Örneğin, “1 m² istinat duvarına ne kadar demir gider?” sorusu, çoğu zaman teknik bir hesaplama olarak görülür. Ancak bu basit soru, çok daha karmaşık bir anlam taşır. Bu soruyu yanıtlamak, insanın düşünsel süreçlerine, duygusal tepkilerine ve toplum içindeki rolüne dair ilginç bir keşif yolculuğuna dönüşebilir. Demirin ne kadar kullanılacağı, sadece bir inşaat hesabı değil; aynı zamanda insanın yapı…
Yorum BırakTakıntılı İnsan Nasıl Düzelir? Toplumsal Bir Analiz Toplumsal yapılar ve bireylerin etkileşimi üzerine düşündükçe, insanların davranışlarının yalnızca kişisel seçimler ve biyolojik dürtülerle değil, aynı zamanda sosyal bağlamda şekillendiğini fark ediyorum. Birçok davranış, kültürel normlar, toplumsal beklentiler ve sosyal roller tarafından yönlendirilir. Takıntılı düşünceler ve davranışlar da, bu karmaşık yapının içinde yer alan bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor. Takıntı, genellikle bireyin kendi içinde bir kontrolsüzlük hissi yaşamasıyla ilişkilendirilir. Ancak, bu durumun daha derininde toplumsal yapılar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler bulunabilir. Peki, takıntılı bir insan nasıl düzelir? Bu yazıda, bu soruyu sosyolojik bir perspektiften inceleyecek ve toplumsal yapıların takıntı üzerindeki etkisini…
Yorum Bırak[](https://www.birgun.net/haber/yildiz-kenter-tiyatrosu-ibb-sehir-tiyatrolari-bunyesine-katildi-319375?utm_source=chatgpt.com) Yıldız Kenter Tiyatrosu Ne Oldu? Sanatın gücü, bir toplumun vicdanıdır. Yıldız Kenter Tiyatrosu, sadece bir sahne değil, bu vicdanın yankı bulduğu, sanatın ve sanatçının onurlandırıldığı bir mekândı. Peki, bu mekânın geleceği ne olacak? Gelin, bu soruyu birlikte sorgulayalım. Tarihsel Bir Mirasın Ardında Yıldız Kenter Tiyatrosu, 1968 yılında Yıldız ve Müşfik Kenter tarafından kuruldu. Sahip olduğu 303 kişilik kapasiteyle, dönemin en önemli özel tiyatro salonlarından biri haline geldi. Kent Oyuncuları topluluğu tarafından sahnelenen oyunlar, Türk tiyatrosunun önemli örnekleri arasında yer aldı. Ancak, 2014 yılında oyun üretmeme kararı alındı ve bina yalnızca sahne kiralama…
Yorum Bırak