Hâne Nasıl Yazılır? Toplumsal Yapılar ve İnsanın İlişkisel Dünyası Bir Sosyoloğun Girişi: Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Toplumlar, her bir bireyin yaşadığı anı ve deneyimleri şekillendiren, karmaşık ilişkiler ağından oluşur. Bu ağda, her kelime, her kavram, hatta her ifade toplumsal yapıları ve normları yansıtır. Bu yazıda, tarihsel kökeni derinlere dayanan ve sosyolojik açıdan önemli bir kelime olan “hâne”yi inceleyeceğiz. “Hâne” kelimesi, yalnızca bir ev ya da konut anlamını taşımaz. Aynı zamanda toplumun yapısını, cinsiyet rollerini ve kültürel pratikleri anlamamıza yardımcı olan bir gösterge de olabilir. Bir sosyolog olarak, “hâne”yi sadece bir yapının adlandırılması değil, aynı zamanda toplumsal normların, aile yapısının,…
Yorum BırakYakın Hikaye Durağı Yazılar
Kaynakların Sınırlılığı ve Ekonomik Kararların Görünmeyen Etkileri Ekonomi biliminin temelinde bir gerçeğin altı çizilir: kaynaklar sınırlıdır, ancak insan ihtiyaçları sınırsızdır. Bu ikilem, bireylerin ve toplumların her kararını şekillendirir. Su, enerji ve altyapı sistemleri bu sınırlılığın en somut örneklerinden biridir. Hidrofor sistemleri — suyun basıncını dengeleyip binalara eşit şekilde dağıtan bu teknolojik araçlar — yalnızca mühendislik açısından değil, ekonomik açıdan da dikkate değer bir karar sürecinin ürünüdür. “Hidrofor nereye konur?” sorusu, aslında yalnızca teknik bir soru değildir; aynı zamanda maliyet, verimlilik, sürdürülebilirlik ve toplumsal refahın kesiştiği bir ekonomik tercihi temsil eder. Hidrofor Yer Seçimi: Bir Ekonomik Optimizasyon Sorunu Hidroforun konumu, hem…
Yorum BırakHidayet Üzere Olmak: İslam Düşüncesinde Doğru Yolu Bulmak ve Sürdürmek İslam düşüncesinde “hidayet üzere olmak” ifadesi, kişinin Allah’ın razı olduğu yolda bulunması, doğru yolu bulması ve bu yolda sebat etmesi anlamına gelir. Bu kavram, hem bireysel manevi bir durum hem de toplumsal bir sorumluluk olarak ele alınır. Hidayet, insanın yaratılışındaki fıtrî eğilimlerin doğru yönlendirilmesiyle ilgilidir ve bu yönlendirme, Allah’ın lütfu ve rehberliğiyle gerçekleşir. Hidayet Kavramının Anlamı ve Önemi Kelime olarak “hidayet”, doğru yolu göstermek, rehberlik etmek anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de bu kavram, insanın doğru yolu bulması için Allah tarafından gönderilen peygamberler, kitaplar ve akıl gibi rehberlik unsurlarıyla ilişkilendirilir. Özellikle “sırât-ı…
Yorum BırakHicviye Nedir? Edebiyat Perspektifinden Derinlemesine Bir İnceleme Kelimenin Gücü: Hicviye ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi Bir edebiyatçı olarak, kelimelerin dünyasında gezindiğimizde, her bir sözcüğün ardında bir hikaye, bir duygusal yoğunluk ve bazen de bir hüzün yattığını hissederim. Bir kelime, bazen insanı neşeye boğar, bazen de acı bir gerçeği gün yüzüne çıkarır. Edebiyatın gücü de tam olarak burada yatar: İnsan ruhunun en derin katmanlarına dokunabilme becerisinde. Edebiyatçılar, toplumların eksikliklerini, zaaflarını, adaletsizliklerini ya da acılarını bazen bir kahramanın mücadelesiyle, bazen ise bir hicivle ele alırlar. Hicviye, tam da bu noktada devreye girer. Toplumların çelişkileri, bireylerin zayıf yönleri ve gündelik yaşamın komik yanları, hicviye…
Yorum Bırak“Tufana kapılmak”, aklın dümeni bırakıp duygunun dalgalarına teslim olmaktır; çoğu zaman romantikleştirilmiş bir kaçış, sorumluluğu geciktiren bir mazeret. Tufana Kapılmak Ne Demek? – Kalabalığın Dalgasında Kaybolmanın Eleştirisi Bugün cesur bir cümle kurmak istiyorum: “Tufana kapılmak” masum bir deyim değil, düşünsel tembelliği cilalayan bir kılıf. Toplumsal öfke yükselince, sosyal medyada konu başlıkları fırtına gibi esince, haber akışları sel olup üzerimize çökünce, “tufana kapıldım” demek çoğu kez hem bireysel hem kolektif sorumluluğu rafa kaldırmanın en kolay yolu. Peki gerçekten neye kapılıyoruz; suya mı, duyguya mı, yoksa manipüle edilmiş algımıza mı? Deyimin Romantizmi: Kahramanlık Masalı mı, Sorumluluktan Kaçış mı? “Tufan” kelimesi büyük, destansı…
Yorum BırakHaldun Taner Mezarı Nerede? Bir Eğitimcinin Gözünden Bellek, Öğrenme ve Kültürel Devamlılık Bir Eğitimcinin Kalbinden: Öğrenmek, Hatırlamanın En Anlamlı Hâlidir Bir öğretmen için her ders, geçmişle bugünün buluştuğu bir yerdir. Çünkü öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değil, bir kültürün belleğini yaşatmak demektir. “Haldun Taner mezarı nerede?” sorusu, bu anlamda yalnızca coğrafi bir merak değildir. Bu soru, bir düşünce mirasının, bir anlatı biçiminin, bir eğitici tavrın nerede yaşadığını da sorgular. Haldun Taner’in mezarı, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır. Fakat asıl mesele, onun düşüncelerinin hangi zihinlerde yaşamaya devam ettiğidir. Çünkü gerçek öğrenme, bir bilgiyi ezberlemekle değil, onu dönüştürmekle mümkündür. Öğrenme Kuramları Işığında: Bilgiden Değere Yolculuk Eğitim…
Yorum BırakGüvercin Göğsü Zararlı mı? Tarihin Sofrasından Günümüze Uzanan Bir Yansıma Tarih, sadece savaşların, imparatorlukların ya da büyük devrimlerin kaydı değildir; aynı zamanda sofraların, tatların ve alışkanlıkların da hikâyesidir. Her dönemin insanı, kendi çağının karnını doyururken aslında kimliğini de inşa eder. Güvercin göğsü meselesi de bu açıdan yalnızca bir gıda tercihi değil, insanlığın doğayla, etikle ve kültürle kurduğu ilişkinin aynasıdır. Güvercin göğsü zararlı mı? sorusu, bugün belki sağlık açısından soruluyor; ama tarihin derinliklerinde bu soru, bambaşka anlamlar taşırdı. Osmanlı Sofrasında Güvercin Eti: Bir Asalet Sembolü Osmanlı mutfağında güvercin eti, özellikle saray çevrelerinde zarafet ve incelik göstergesiydi. Fatih Sultan Mehmet’in sofrasında kimi…
Yorum BırakAşağıda, bir filozofun sorduğu sorularla yönelen bir yaklaşımla, Gürsu TOKİ’nin ne zaman yapıldığına dair bilgilere dayanan ama esas olarak etik, epistemoloji ve ontoloji ekseninden tartışan özgün bir WordPress blog yazısı var: Başlangıç: Bir Filozofun Sorusu Bir filozof, yeni bir yapı gördüğünde önce “Nasıl bu yapıyı bilirim?” der; sonra “Bu yapı nelere izin verir ya da kısıtlar?” sorusuna yönelir; nihayet “Bu yapı gerçekte neyi temsil eder?” sorusunu sorar. Gürsu TOKİ de benzer bir düşünsel girişim için uygundur: onun inşa tarihi, yalnızca bir zaman damgası değil; aynı zamanda o yapının ahlaki, bilgisel ve ontolojik imkânlarına kapı aralayan bir eşiğe dönüşür. Gürsu TOKİ…
8 YorumGüney Kutbu Diğer Adı Nedir? Güç, Egemenlik ve Küresel Düzenin Sınırında Bir Coğrafya Bir Siyaset Bilimcinin Kutba Yolculuğu: Gücün Sessiz Haritası Bir siyaset bilimci için dünya, yalnızca sınırlarla değil, güç ilişkileriyle şekillenir. “Güney Kutbu” dendiğinde aklımıza buzullarla kaplı, sessiz bir coğrafya gelir; ancak o sessizliğin altında uluslararası politikanın en derin çatışmaları gizlidir. Güney Kutbu, bilinen diğer adıyla Antarktika, doğrudan bir devletin egemenliğinde olmayan, fakat tüm devletlerin çıkarlarının kesiştiği bir “siyasi boşluk alanı”dır. Bu yönüyle, iktidarın görünmez olduğu ama etkisinin en yoğun hissedildiği bir laboratuvardır. Antarktika: Egemenliğin Askıya Alındığı Kıta Güney Kutbu, yani Antarktika, küresel siyasette bir “tarafsızlık alanı” olarak tanımlanır.…
4 YorumGümrük Malları Satışı Orijinal mi? Bir Filozofun Bakışı: Gerçek ve Sahte Arasındaki İnce Çizgi Gerçek nedir? Bu soru, filozofların binlerce yıldır tartıştığı, cevabı belirsiz ama derin anlamlar taşıyan bir sorudur. Gümrük mallarının orijinalliği üzerine düşünmek, bu soruyu yeniden gündeme getirir. Bir malın gerçekliği, tıpkı bilginin ya da varlığın doğası gibi, üzerine düşündükçe daha da karmaşıklaşır. Bir ürün orijinal midir? Eğer bu ürünü başka bir kültürden, başka bir pazardan, hatta başka bir yasal düzenlemeden alırsanız, orijinalliği ne olur? Günümüz ticaretinde, özellikle gümrükten geçen malların satışı, bu soruyu daha da derinleştiriyor. Bir ürün, sadece etiketiyle mi orijinaldir, yoksa üretim süreci ve kültürel…
Yorum Bırak