Yine bir Beri içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kast nedir TDK”.
Kast nedir TDK? Meselesine İzmir Sıcağında Bir Bakış
İzmir’de yaz ayları iki şeye ayrılır: denize girenler ve “bugün dışarı çıkmasam mı ya” diye pencereyi açıp yine de terleyenler. Ben ikinci gruptayım. Ve böyle günlerde insanın aklına çok garip sorular düşüyor. Mesela geçen gün, balkonda ayran içip karşı apartmanın çamaşır ipine takılan tişörtleri izlerken bir anda şunu düşündüm: Kast nedir TDK?
Durduk yere. Ne alaka? Yok. Ama beynim bazen böyle, Wi-Fi çekiyor ama yanlış siteye giriyor gibi.
Kast nedir TDK? sorusunun aslında çok “ciddi” bir cevabı var
TDK’ya göre “kast”, hukuk dilinde “bilerek ve isteyerek bir fiili gerçekleştirme iradesi” anlamına gelir. Yani bir şeyin olacağını bilip, olmasını istemek.
Basitçe:
Yanlışlıkla birini üzmek = kast yok
Bilerek, isteyerek üzmek = kast var
Ama bunu böyle düz anlatınca fazla ciddi oluyor. İnsan “kast” kelimesini duyunca sanki mahkeme salonunda kravatını düzelten bir hâkim beliriyor zihninde.
Benim zihnimde ise durum daha karışık. Çünkü ben “kast” kelimesini ilk duyduğumda direkt “cast” sanmıştım. Hani film oyuncu kadrosu. Evet. İzmir sıcağında beynin yapabileceği hatalar listesinde üst sıralarda.
Arkadaş ortamında da bu karışıklığı yaşamıştım:
— “Kast ne ya?”
— “Film oyuncuları mı?”
— “Hayır ya hukuk!”
— “Ben hukuk dizisi sandım…”
Ve herkes bir anda aynı anda sustu. O an anladım ki bilgi eksikliğinden çok, sıcaklık fazla.
Kast nedir TDK? günlük hayatta nasıl karşımıza çıkar?
Şimdi bunu soyut bir hukuk terimi olmaktan çıkarıp günlük hayata indirelim. Çünkü kimse günlük hayatta “kast” diye düşünmez ama herkes aslında onun içinde yaşar.
Mesela sabah işe geç kalınca “alarm çalmadı” dersin. Burada kast yoktur. Ama alarmı üç kere erteleyip sonra “ben niye geç kaldım ya” diye şaşırıyorsan… işte orada biraz kast kokusu var.
Benim hayatımda kastın en net göründüğü anlar genelde şu:
Diyet yaparken gizlice gece tost yapmak
“Sadece bir bölüm izleyeyim” deyip sabaha kadar dizi bitirmek
Mesajı görüldü atıp sonra “cevap yazayım birazdan” deyip 3 gün sonra dönmek
Bunların hepsinde ortak bir şey var: Bilme + yapma + hafif pişmanlık.
Ama TDK bunu duysa “bu kast değil, bu insanlık hali” der mi, orası tartışılır.
Arkadaş ortamında kast: yanlış anlama festivali
Geçen gün Karşıyaka tarafında oturuyoruz. Çay, simit, klasik İzmir üçlüsü. Konu bir şekilde hukuka geldi. Zaten kim açtı hatırlamıyorum ama genelde böyle konular “benim bir arkadaş var hukuk okuyor” cümlesiyle başlar.
Bir arkadaş dedi ki:
— “Kast varsa suç daha ağır oluyor değil mi?”
Ben de çok bilmiş gibi:
— “Evet, çünkü bilerek yapıyorsun.”
Sonra biri:
— “Ben bazen bilerek yapıyorum ama kötü niyetim yok.”
İşte orada kafalar karıştı.
Çünkü hayatın büyük kısmı aslında “kast var mı yok mu” sınırında geçiyor. Mesela birini bekletmek:
5 dakika: kast yok
20 dakika: hafif kast şüphesi
1 saat: bu artık planlı bir olay
Ve ben genelde 20 dakika kategorisinde yaşıyorum. Ne tam suçluyum ne tamamen masum.
İç ses: “Ben bunu niye yaptım?”
En tehlikeli kast türü dışarıdan değil, içeriden gelir.
Mesela gece 02.30:
“Bir tatlı yesem bir şey olmaz…”
Ve sonra mutfakta kendini Nutella kavanozuyla bulursun.
İşte orada iç ses devreye girer:
— “Bunu gerçekten bilerek mi yaptın?”
— “Evet ama… yani…”
— “Kast var mı?”
— “Lütfen beni sorgulama.”
Kast nedir TDK? hukuk dili neden bu kadar ciddi?
Hukuk dili biraz “duygusuz eski sevgili” gibi. Her şeyi net, keskin ve yorum kabul etmez şekilde anlatıyor.
Mesela günlük hayatta:
“Yanlışlıkla oldu ya…”
Hukukta:
“İrade dışı gerçekleşti.”
Ben bu dili ilk duyduğumda kendimi yanlışlıkla drama filmi içinde hissetmiştim.
Ama kast konusu özellikle önemli çünkü suçun yönünü belirliyor. Yani bir şeyin kazara mı yoksa bilerek mi yapıldığı meselesi.
Mesela:
Birini yanlışlıkla dürtmek → kast yok
Birini sırf sırıtıyor diye dürtmek → kast var
Birini dürtüp sonra “ben bir şey yapmadım” demek → kast + inkar kombosu
İzmir günlüğümde kast: sahil, çay ve fazla düşünmek
Bazen sahilde otururken insan çok fazla düşünüyor. Deniz güzel ama beyin daha dalgalı.
Geçenlerde sahilde oturuyorum. Yanımda iki kişi tartışıyor:
— “Bence o mesajı bilerek geç attı.”
— “Yok ya, kast yoktur onda.”
Ben de içimden:
“Benim hayatım komple kast tartışması zaten…”
Çünkü ben mesajlara cevap verirken bile bazen strateji yapıyorum. Hemen cevap verirsem “çok hevesli” görünürüm diye bekliyorum. Bekleyince de “soğuk mu yaptı acaba” oluyor.
Yani kast sadece hukukta değil, ilişkilerde de var. Sadece adı konmuyor.
Kast nedir TDK? kelimesi neden bu kadar kafa karıştırıyor?
Çünkü Türkçede “kast” kelimesi tek başına çok sık kullanılmıyor. Ama kulağa çok ciddi geliyor. Sanki bir şey oluyorsa mutlaka altında bir plan varmış gibi.
O yüzden insanlar genelde karıştırıyor:
Cast (film oyuncu kadrosu)
Kast (hukuki niyet)
Kasta (bambaşka bir evren gibi)
Ben mesela ilk öğrendiğimde uzun süre “film kastı” diye bir şey sandım. Hollywood’da gizli bir hukuk sistemi var zannediyordum.
Arkadaş ortamında da hâlâ biri “kast” dese biri “hangi film?” diye soruyor. Bu şehirde bilgiyle mizah arasındaki çizgi çok ince.
Kastın gündelik versiyonu: bilinçli salaklık
Bunu biraz daha açık söylemek gerekirse kast, bazen “ben bunu yapacağımı biliyordum ve yaptım” hali.
Mesela:
Telefonu şarja takmadan yatmak
Ertesi gün “telefon niye kapandı ya” demek
Aynı şeyi 4 gün üst üste yapmak
Bu noktada artık hukuk değil, kişisel gelişim devreye giriyor.
Bir iç ses daha:
— “Bunu neden tekrar ediyorsun?”
— “Deneysel yaşam.”
— “Yalan söyleme.”
Kast nedir TDK? üzerine gereksiz derin düşünme hali
Bazı kelimeler vardır, ilk bakışta basit ama içine girince insanı garip bir düşünce döngüsüne sokar. Kast da onlardan biri.
Çünkü şu soruyu sordurur:
“Ben neyi bilerek yapıyorum?”
Ve bu soru tehlikelidir. Özellikle İzmir’de yaz akşamı esintisinde.
Bir anda şunu düşünmeye başlarsın:
Hayatta kaç kararım bilinçli?
Kaçını alışkanlıkla yapıyorum?
Kaçında aslında kast var ama ben kabul etmiyorum?
Sonra kendine şu cevabı verirsin:
“Boşver ya, çay söyleyelim.”
Kastın hayatla ilişkisi: küçük niyetler büyük sonuçlar
Kast aslında sadece suçla ilgili değil, niyetle ilgili bir kavram. Ve niyet dediğimiz şey, hayatın görünmeyen motoru.
Mesela:
Birini aramak istemek ama aramamak
Bir yere gitmek isteyip gitmemek
“Yarın başlarım” deyip hiç başlamamak
Bunların hepsinde bir niyet var. Ama uygulama kısmı biraz… İzmir trafiği gibi: niyet var ama akış yok.
Son düşünce gibi duran ama aslında sadece çay yudumu olan an
Bunu da Okuyun: 8 Mart'ın hikayesi nedir ?
Bazen en basit kelimeler bile insanı uzun düşüncelere sokabiliyor. Kast da öyle bir kelime. TDK’da kısa bir tanım, hukukta ciddi bir kavram, hayatta ise biraz “ben bunu bilerek yaptım mı acaba?” sorusu.
Ve dürüst olmak gerekirse, çoğu zaman cevap:
“Evet ama çok da bilinçli sayılmaz.”
Çünkü hayat biraz da böyle ilerliyor. Tam planlı değil, tamamen tesadüf de değil. İkisinin arasında, güneşli ama hafif rüzgârlı bir yerde.